“Ekolojik Köy uygulamaları ile cennetin nasıl var olabileceğinin kanıtını gösteriyor.”

O gün, çalışma masamda Cemil Meriç’i misafir ettim. Entellektüeller hakkında sohbet ediyorduk. Zihnimi bolca meşgul eden “izm”lerden birine aklım takıldı. Ona sordum: “Yanlış kişiye soruyorsun onu adaşım Cemil’e soracaksın” dedi. Cemil Sena’dan söz ediyordu. Elimi uzattım, “Filozoflar Ansiklopedisi.” Güzel güzel anlattı. O sırada rastlantı olacak ya, Sarıkamış Şehitleri ile ilgili yaptığım bir çalışmayla ilgili Cemil Kutlu araya girdi.

Çok da iyi oldu. Üç Cemil ile ruhum ve zihnim bayram etti.

Üç Cemil’in böyle nasıl bir araya geldiğini düşünürken beni bulunduğum kuyudan Oğuz Şahin kurtardı.

O an zahmet edip ziyaret için evime gelmesi, Cemil Meriç’in entelektüel mağarasından çıkıp, bu güne gelmeme neden oldu.

Oğuz Şahin, Emekli Astsubaylar Dernek Başkanıdır. Zaman zaman gündeme dair sohbetlerimiz olur.

Sedat Memili Oguz Sahin

TANIDIĞIM ASTSUBAYLAR

Hayatımda tanıdığım ilk astsubay, (Adını bile hatırlamıyorum) 12 Eylül döneminde beni, aranan bir anarşiste benzetip, yabancı bir şehirde yirmi gün karakol nezaretinde “misafir” edilmeme neden olmuştu. Sevmem mümkün değildi.

İkinci Astsubay ise asker iken yakından tanıdığım Hançer Başçavuş’tu… İlk astsubaya nefretimi unutturduğu gibi, ayrıca bu mesleğe saygı duymamı sağladı.

Üçüncü astsubay Faruk Işın… 1996 yıllarında Yeni Adana Gazetesi’nde yazarken tanışmıştık. Sonra yüz yüze gelmeden yıllarca görüştük. Yazılarım ve yazılarımdaki görüşler ortak lisanımız oldu. Bir şey yazarken her zaman zihnimde Sayın Faruk Işın’ın okuyacağını ve yorum yapacağını unutmadım. Sağ olsun daha sonra sık sık görüşmeye başladık. Tanıyınca daha çok sevip saygı duydum.

DÜNYADAKİ CENNETLER

Oğuz Şahin ile yaklaşık dört yıl önce tanışmıştım. Astsubay emeklisi olduğunu bilmiyordum. Benim için kendisi, aktif bir çevreci ve iklim bilimci idi. İlk gördüğümde bir TV Programının tanıtımını göndermişti. Dinledim ve önce niyetini sonra da düşüncelerini takdir ettim.

Nezaket gösterip “Yeşil Yeni Düzem” adlı araştırma kitabını imzalayıp getirmişti. Çok Mutlu olmuştum elbette.

Kitap “Yeşil Ekonomi Politikaları mekanizmaları, Dünya ve Türkiye Ekolojik Kent örnekleri Değerlendirmesi” idi. Yoğun bir çalışmanın sonucuydu.

Kitap, dünyada da cennetin olabileceğinin fiziki bir kanıtıydı.

Sevgili Oğuz, Ekolojik Köy uygulamaları ile cennetin nasıl var olabileceğinin kanıtını gösteriyor.

Cennetin adresi var mı? bana göre her insanın iyilik dolu gönlü cennetin adresidir. Ancak Oğuz Şahin fiziki cennetlerin adreslerini yazmıştı.

O da kitaplarında… Tavsiye ediyorum.

Toplum olarak çalışkanlara karınca derdik… teknoloji ilerleyince “Atom karınca” demeye başladık. Gerçekten Oğuz Şahin, yaşadığımız coğrafyanın bir atom karıncasıydı. İyi, güzel ve insanlığa yararlı etkinliklere imza atıyor, bir dakika durmuyordu.

Öyle bir an geldi ki, sosyal medyadan hızını takip etmeye bile yetişemedik…

Gençlik ile ihtiyarlık arasındaki fark…

Mersin Üniversitesi’nde konusu ile ilgili yüksek lisans çalışmasını bir kenara bırakıp, sosyal bir faaliyetinden söz edeceğim: Adana Emekli Astsubaylar Derneği

EMEKLİ ASTSUBAYLAR DERNEĞİ

Geçtiğimiz yıllarda Emekli Astsubaylar Derneği’ne birkaç ziyaretim olmuştu. Şunu gözlemlemiştim: Asker olmak hem kutsal hem de çok zor bir görevdi. İnsan sadece bedeni ile değil, ruhuyla da asker oluyor. Askerlik mesleği mesai kavramı dinlemiyor. Dışarıdan kapalı ve hareketsiz görülen bu yapı içinde olağanüstü bir hareketlilik barındırıyor. Tam da arı kovanı örneği…

Askerler, yaşamı boyunca askerlikle ilgili görevlerde bulunduğu için sivil yaşam ile aralarında bir kopukluk meydana geliyor. Aynı aksaklığı Çukurova Üniversitesi Öğretim görevlilerinden gördüm. Cam fanus içinde yaşıyorlar, şehirle ilgileri kopuk… (Son yıllarda bir iyileşme göze çarpıyor ama bence ATÜ’nün kurulması ve o üniversitenin sosyal ve kültürel anlamda şehir ile bağlantısının sıkı olması etkin olabilir…)

Mesela Oğuz Şahin’in onlarca defa ATÜ’ye gittiğine tanığım, acaba kaç kez Çukurova Üniversitesine gitmiştir.

Sonuç olarak askerler görevde iken kopuk oldukları sivil yaşamdan, emekli olduktan sonra da kopuk olarak yaşıyorlar. Hatta daha daha ötesini söyleyeyim, asker iken subaylarla aralarında bulunan hiyerarşi emekli iken de sürüyor…

Emekli Astsubaylar Derneği ayrı, Emekli Subaylar Derneği ayrı…

İkisi de aynı coğrafyanın savunma ve güvenliğine emek vermiş saygın insanlar…

Bu yorumlar tamamen şahsıma aittir.

Sevgili Oğuz bu derneğin başkanı olarak bir takım tabu ve yanlış anlaşılmaları yıkacak girişimlerde bulunmuş:

“Emekli Astsubaylar, toplumumuzun en saygın insanlarındandır. Burada bu mesleğin onurunu uzun uzun anlatmayacağım. Devletimize ve milletimize sadece emeğimizi değil ömrümüzü veriyoruz… Bundan pişmanlık değil gurur duyuyoruz.

Ancak maalesef sistem bazen bizi fazlalık olarak görme eğiliminde. Herkes biliyor, haklarımızı bile alamıyoruz.

Fakat yine de bir köşeye çekilip atıl vaziyette kalamayız… Yan kuruluş olarak kadın kolunu kurduk.

“O kadar kadın astsubayımız var mı?”

“Astsubay eşlerinden söz ediyorum. Şimdi, derneğe bakın çok büyük bir hareketlilik var…”

“Nasıl?”

“Mesela en son Güçlü Kadınlar Kooperatifi derneğimizi ziyaret etti ve ortak faaliyetler için projeler geliştiriliyor. Bunun dışında Türk halk Müziği topluluğu oluşturduk…”

Zannediliyor ki asker sadece silah ile ilgili. Hayır efendim Emekli Astsubayla hayatımızın her aşamasında varlar… Müzikte, sanatta, edebiyatta… Sadece kurulmuş bir topluluk olmadıklarını fark etmeleri lazımdı ve bunu fark ettiler.

Aramızda, sivil hayatın bütün aktivitelerini gerçekleştirecek yetenekte üyelerimiz var.

Şimdi artık derneğimiz, toplanılıp askerlik anılarının anlatıldığı bir mekan değil, geleceğe ait planlar kuran, projeler oluşturan ve sürekli kendini geliştiren üyelerin mekanına dönüşmüştür.

Duyuru yapıyorum, ilk konserimizi Şubat Ayında yapmayı planlıyoruz…”

“Kadın kolu kurmanızı çok tuttum…”

“Evet, astsubay eşleri, her zaman olduğu gibi şimdi de eşlerinin yanında sosyal etkinliklere dâhil oluyorlar. Ve gün geçtikçe büyüyor, etkinliklerimizi çoğaltıyoruz.

Dernek tüzüğünde belirtilen amaçlarımızın dışına çıkmadan faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Adanalılardan rica ediyorum: Bizi izlemeye devam edin…”

İşte Sevgili Oğuz Şahin bu… Hepsi kendi başına birer değer olan Emekli astsubayların içinde var olan cevheri ortaya çıkarmış… El birliği ile bu cevherleri sosyal hayatın akışına dahil etmiş. Ellerine, yüreğine sağlık…

Üç Cemil’de aynı dileklerde bulundu.

Cemil Meriç (1916 – 1987) Yazar, Çevirmen, Sosyolog

Cemil Sena (1894 – 1981) Yazar, Eğitimci, Felsefe

Cemil Kutlu: Rusya’da Türk Harp Esirleri’nin araştırmacı yazarı.

Yeşil Yeni Düzen