Yaşlıların ağaç gölgesinde dinlediklerini zannederdim. Her zaman en yakınlarında olan bol ağaçların gölgesinde oturdukları zaman, yorgunluklarını giderdiklerini düşünürdüm.

Yaşım ilerledikçe ağaç gölgesinin dinlenme yeri değil, “Yaşam Soluğu” alınan yer olduğunu kavramaya başlıyorum.

Kent merkezimizin ne kadar gölgesiz olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Ulucami’nin kıyısında Ziya Paşa Parkı olmasaydı, Küçüksaat, Büyüksaat civarında oturup soluklanacak gölgeli bir yer bulmak imkânsız…

Atatürk Caddesi, Gazipaşa ve Ziyapaşa taraflarında gençlerin buluştuğu kapalı ve gölgeli alanlarda çay, neredeyse altın fiyatıyla ölçülüyor.

Emekliler için seyirlik… Zaten bedava da olsa oturmazlar.

Emekli olanlar, belirli yaşa gelince üç beş arkadaş toplanıp o kafelerde çay içmesi bir hayaldir.

Önceleri Atatürk Parkı’nın içinde 75. Yıl Sanat galerisinin arkasında oturup soluklanacak bir yer vardı. Çay fiyatı da ehvendi diyelim…

75. Yıl Sanat Galerisinin parka bakan cephesi, Adanalıların buluşma noktasıydı. Dedelerin torunları ilk yürüttükleri, çocukların güvercin peşine düştükleri ilk yer…

Ben görürdüm ve “Bir gün ben de torunumu burada yürüteceğim” diye heveslenirdim.

Ama şimdi, Mehmet Atlas ile birlikte gideceğim öyle bir yer yok… Benim gibi yüzlerce insanın hayali o çay bahçesi ile birlikte yok oldu gitti.

Ayrıca, randevulaşmadan gidilip sohbet edilen bir yerdi.

İşte o bölge sadece dinlenme yeri değil, yaşlıların ve emeklilerin “Yaşam soluğu” aldığı yerlerdi.

Oraya her oturan bazen sesli çoğunlukta içinden belediyeye dua ederdi…

Eh, bir deprem olayı yaşadık… 75 Yıl Galerisi yıkılınca, yaşlıların gölge ve dinlenme mabedi bir enkaza dönüştü.

Bu sefer, park müdavimlerinin adını “Muhtarın Yeri” olarak koyduğu çay bahçesine gitmeye başladılar. Ama sayıları yarıya düşmüştü.

Sonradan o çay bahçesinin varlığıyla teselli olmaya başladılar.

Şimdi artık o da yok…

Sayın Büyükşehir Belediyesi, çoğunuzu tanımazsam, “Yaşlı Düşmanı” olduğunuzu zannedeceğim. Ama değil… Sadece bir dikkatsizlik ve ihmal içinde olduğunuzu düşünüyorum.

Yaşlı ve emekliler Şehir Merkezinde buluşacakları, hatıralarını konuşacakları… “Ne olacak bu memleketin hali?” diyebilecekleri bir çay bahçesini hak ederler.

Herkes kalantor Adanalı değil, bunların çoğu dolmuş ve otobüsle gelip, ehven fiyatıyla çay kahve içecek sınıftan…

Bunlar, gençliğin gitmeye mecbur edildiği o kafelere gidip her seferinde bilmem kaç yüz lira verecek güçte değillerdir…

Lütfen!

Biraz anlayış… Biraz Saygı…

Oralarda toplanan Adana’nın hatıraları, şehrimizin belleğidir…

Size dua etmelerine fırsat tanıyın…