Cumhuriyet değerlerinin en önemli ilkesi olan “Bağımsızlık Ruhu” şaire, “Bayrak” şiirini yazdırırken, DP’nin ithal ettiği “Mandacılık Ruhu” ona “Kore” şiirini yazdırmıştır.

Arif Nihat Asya bayrak şiirini 1940 yılında yazmıştı. İlk kez 1949 yılının Ocak ayında Halkevi’nin görüşler dergisinde yayınlanmıştı.

Şiir, yine ilk kez aynı yılın Kurtuluş Törenleri’nde, Nihat Asya’nın öğrencisi “Aydın Gün” (*) tarafından okunmuştur.

Zannedersem İstiklal Marşı’ndan sonra en çok okunan, ezberlenen şiir olarak onurlu yerini almıştır.

Her kelimesi, yurtseverlik, bağımsızlık öğeleri ile işlenmiş bir şiirdir.

Halkımızın gönlünde haklı bir yer edinmiştir.

Arif Nihat Asya Cumhuriyet’in yetiştirdiği en değerli şairlerden ve öğretmenlerden biri olarak hafızalarda yerini almıştır.

Dönem CHP’nin tek Parti dönemi ve Arif Nihat Asya bugüne kadar Adana tarihinde gelmiş geçmiş en mükemmel dergi olan Görüşler’in yöneticiliğini uzun yıllar yapmıştır.

Yaşar Kemal’in çırak olarak yazdığı yıllar.

RÜZGÂR YÖN DEĞİŞTİRİYOR

1950 yılına gelindiğinde Türkiye’de esen rüzgarın yönü değişir. Bağımsız bir devletten ittifaklarla bağımlı bir devlet haline dönüşün ilk kıvılcımları yanar. Arif Nihat Asya, bu değişimde Demokrat Parti’den yana tavır alır ve DP’den Adana Milletvekili olur.

CHP Tek parti döneminde kayıtsız şartsız bağımsızlıktan, DP ise, demokrasi adına Marshal Planı ve Fulbright Eğitim anlaşmaları başta olmak üzere karışık ittifaklarla adı konmamış “mandacılıktan” yanaydı.

Bugün geldiğimiz noktanın kurucu mimarlığını DP yapmıştır.

ABD sermayesi Kore’de tehdit altına girmiştir. DP, yaptığı ittifaklarla Anadolu evlatlarını Kore’ye asker olarak göndermekten çekinmemiştir.

Ancak insanı ölüme götüren her şeytani düşünce bir erdemli nedene ihtiyaç duyar…

Bu neden bulundu: “Komünizm Tehlikesi…”

Böyle bir ortamda “Bayrak” gibi efsanevi bir şiirin şairi “Kore” için şiir yazmıştır.

Bayrak Şairi’nin işte o Kore Şiiri…

KORE…

Görmeye geldim dünyanın,

Öbür ucunu yakından

Bir zafer takı yapmak için Kore’ye,

Kore taşlarından.

​Üç yanından yalar

​Toprağını dalgalar

Eteklerine kapanır deniz,

Kulu gibi…

Bir vefalı yurt Kore

Anadolu gibi.

​Ve gözler gördüm

​Dolu gibi

Gördüm ki gelmiş benden önce

Kuşların kanadında müjdem…

Bekler beni dostlarım kollarım açık,

Serili bekler beni seccadem.

​“Mehmetçik” dediler gönülleri

Fethetmeye yetti bir kelime…

Aptes aldım, Kore çeşmeleri

Su döktü elime.

Tuttum şimalde geçitleri

Namazımla Türkümle

Ve dostlarımı çevirecek orağın

Kırdım kolunu süngümle.

Uzak Asya toprağında

Tanısın dallarını kökler,

Ve “Allah Allah” sesini karşılasın

“Allah Allah” diye gökler…

Okusun dünya milletleri

Dünya döndükçe;

Kore’de bir destan yazdım,

Türkçe.

​Şehitlerimi bağrına basar Kore’nin,

Dağları, kayaları

Ve gazilerim döner Kore’den,

Ayla güneşle madalyaları…

Arif Nihat Asya’ya ait olan bu şiir 1951 yılının 5 Ocak gününde Demokrat gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Cumhuriyet değerlerinin en önemli ilkesi olan bağımsızlık ruhu şaire “Bayrak” şiirini yazdırırken, DP’nin ithal ettiği “Mandacılık” ruhu ona “Kore” şiirini yazdırmıştır.

Çok kimse tarafından bilinmemiş ve bence de asla ve asla milletin gönlünde yer bulmamıştır.

1950-1953 yılları arasında meydana gelen Kore Savaşı'na fiilen katılan Türk askerinin sayısı 21.212'dir. Kore Savaşı'nda 724 askerimiz şehit olmuş 2147'si yaralanmıştır.

Neden?

İNSAN DEĞİŞMELİ…

Bu konuda yorum yapmayacağım… Yorumu okuyuculara bırakıyorum. Aynı gün Kore’de şehit olan askerlerimizin isim listesi de yayınlanmıştır.

Değişim, doğanın değişmez yasasıdır. Ancak ve ancak ve ancak odun veya ruhsuz varlıklar değişmez. Bir insanın değişmemesi için çok köklü karanlık eğitimi alması gereklidir.

İnsan değişmeli ancak bu değişimin yönü daha iyiye, daha güzele, daha evrensele doğru olmalıdır. Bağımsızlıktan, mandacılık ruhuna doğru değil…

(*) Aydın Gün 1917 Adana doğumludur. 1959 yılında bugünkü İstanbul Devlet Opera ve Balesi olan İstanbul Şehir Operası’nı kurdu;

Yirmi yıl süreyle (1974 – 1993) Uluslararası İstanbul Festivali’nin sanat yönetmenliğini yapmış, İstanbul Bienali’nin ilk yılları sayılan Çağdaş Sanat Sergileri’ni o başlatmıştı.